En Kutsal Sevgi Ölümü Göze Aldığındır

0


“Tujik dağındaki mağaraya vardılar
ses verip                                                                                                                                                 
ses alıp içeriye bir dost gibi girdiler
kendilerine ekmek ve cephane hazırlayan Alişeri arkasından vurdular
ve Alişer’in eşi Zarife
ne söze gelir                                                                                                                                      
ne tarife öylesine görkemli
güzel yiğit bir insan
ilkin şaşırdı bir an arkasından atıldı üstüne Alişer’in
“hevalimi” vurmayın aman dedi
ve çekip silahını can yoldaşının vanklı’yı yere devirdi sonra satılmışlar
soluğunu söndürdüler onun da ve Zarife
çiçekli bir dal gibi düştü Alişer’in üstüne
yıl otuzyedi
ay temmuz
gün karalı dokuzdu
ve sehere doğru kesilmiş iki ışıklı baş
paşa alpdoğan’a teslim edildi yel sustu
ay bulutu kuşandı

“En Kutsal Sevgi Ölümü Göze Aldığındır”

Kürdistan sosyolojisinde eş yaşam arayışı hiçbir şekilde bitmemektedir. Bu konuda Mem û Zin destanından Siyabend û Xece’ye, Alişer ile Zarife’nin arayışından Reşoyê Silo ile Zeyno’nun hikayesine kadar çok fazla anlatım vardır. Kimisinde gerçekleşmeyen aşkların acısı yaşanırken kimisinde de birlikte özgürlük için mücadele etmenin azmi vardır. Bunlardan Ağrı direnişinin kahramanlarından olan Reşoyê Silo ile Zeyno’nun direnişi de anlatılmayı bekleyen bir eş yaşam destanıdır. Derweşe Avde ile Adule’nin aşkındaki isyan, Reşo ile Zeyno’nun aşkındaki güven ile yansımaktadır. Alişer ile Zarife’nin hevalliği ile de bugüne kadar ezgilerde, destanlarda, masallarda kendini sürdürmektedir.
Bu anlamın sanatı, kültürü, sosyolojisi ise bugün Beritanlar, Zilanlar, Zeryanlar ve Çiyagerlerin mücadele azminde yaratılmaktadır. Zeryan’ın günlüğündeki şu sözleri bu azmi ne güzel anlamlandırıyor: “Son süreçte yaşadığım duygu mizansenine bir tanım bulmaya çalışıyo- rum. Tarihi örnekler beynimde canlanıyor. Bir Adule Derweş destanı kendisini tekrarlıyor. Önderlik bizleri, kadın gerillayı Adule’ye benzetiyor. Derweş-Adule, 12’ler destanı bu çağda kendini yeniliyor. Adule Milan aşiretinin soylu kızı. Onunla aynı aşirete mensubum. Yani ben de Milanlıyım. Derweş yiğit bir Kürt erkeği savaşkan ve onurlu. Adule-Derweş’i, yiğidini yitirdiğinde bir ağıt yakar. Delala Derweşa diye yanık bir ağıt. Derweş son soluğunu Adule’nin dizleri üzerinde verir. Kendimi Adule’ye benzetsem abartıya kaçmaz. Ben de dizlerimin üzerinde Derweş gibi yiğit Kürt gençlerinin son soluğuna tanık oldum. Fakat bir ağıt yakacak fırsatı bulamadım. Adule bir Derweş yitirdi ve bu kadar acıyla ağıt yaktı. Ya ben kaç Derweş yitirdim. Onlar çağın Derweş’i. Onlar ülke aşkıyla yiğitçe savaştılar. Yaşadığım bu gönül bağını daha önce hiç yakalamamıştım. Öyle candan, içten, hesapsız ve ölesiye. En kutsal sevgi uğruna ölümü göze aldığındır.su akmadı bir an….”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.