Demokratik Modernite İnşacıları Olmak

0

NUDA ELEFTERYA

Her toplumun kendisini oluşturduğu bir sistem vardır. Bir toplumun sistemi ne kadar demokratikse zihniyeti yaşam şekli ve ahlakı da o kadar belirgin olur Demokratik Modernite dendiğinde akla gelebilecek en temel tanım “kendi kendini yönetme” biçimidir. Toplum olarak bu yaşadığımız çağa başkalarının koyduğu ismi, yaşamı kabul etmeyip kendi adımızı kendi yaşamımız da inşa ederek giriş yaptık. Önder Apo bu toplumsallık çağına “Demokratik Modernite” dedi.

Toplumun özüne dönersek esasında komünal ve demokratiktir. Yaşam koşularını bir bütünen toplumsallık çerçevesinde örmüşlerdir ve toplumsal değerlerle beslenerek büyür gelişir ve çeşitlenir. Doğal toplum bir yanıyla ekolojik toplumdur. Tüketmeden çok üretme esaslıdır. Kadının etrafında gelişen doğal toplum en demokratik toplumdur. Doğal toplumun gücünü yaşam tarzını küçümsememek gerekir insanlık orada var olmuştur. Eğer tekrardan demokratik bir toplum yaratmak istiyorsak ilk insanlığın oluştuğu yerde yaratabiliriz. ÖNDER APO “uygarlığın şafak vaktine beşiklik etmiş Kürdistan coğrafyası bu sefer demokratik konfederalizmin radikal ve gerçek demokrasisini şafak vaktine beşiklik etmektedir. Doğada bir kural vardır; her şey kendi kökeni üzerinde yeniden doğar ve demokrasi neolitik devrimle gizli kökenleri üzerinde tam başarılı doğuşunu gerçekleştirecektir” der. Yani Demokratik Modernite inşasını ancak demokrasiyi kaybettiğimiz yerde bulabiliriz. Doğal toplum hiçbir zaman bitmedi, zıtlarının gelişmesine rağmen tükenmedi tarih boyunca hep kendisini var etti. Hala günümüzde de köylerde komünal ve toplumsallığın kalıntılarını görebiliriz. Her türlü saldırıya maruz bırakılan insanlığın demokratik toplum inşa edebilmesi için öncelikle mücadele edilerek öze dönüş gerçekleşmelidir. Toplumu yok eden zihniyet yapılanmaları, doğayı tarihi her şeyi özünden boşaltarak yok etmek istiyor. Kapitalist Modernitenin yaratığı çürük insanlar yığınını yok oluşa sürüklemektedir. Kadını doğayı tüketen kapitalist güçler, tüm toplumu kendi yaratığı zihniyetle yönetmek istiyor. Tabii bunu da unutmamak gerekir ki; devletin en temel ayağını kapitalist modernite oluşturuyor. Günümüzde devletin birçok adamı bas bas bağırarak ben en değme “demokratım” ya da “en demokratik devlet biziz” diyorlar. Bu söylemelere karşılık bir paradoksu çözmek istiyorsak öncelikle şu soruyu sormak gerekir. Demokratik bir devlet olabilir mi? Tarihten birçok örnek verilebilir, devletin kendisi kapitalizmle beslenendir.

Toplumun duygu, ruh ve düşüncesini kendi himayesi altına aldığı oranda en iyi devlet olarak tanımlanır. Toplumu koyunlaştırdığı oranda devlet ve onu besleyen kapitalizm kendisini var edebilir. Bir devlet dört dörtlük ele geçirilse bile sonuç gene kapitalizme götürür demokratik bir sisteme götürmez. Sorunların kaynağı olan DEVLET’ten çözüm beklemek büyük bir yanılgıdır. Demokrasi için, demokrasi araçları gereklidir. Bunlarda baştan sonuna kadar Demokratik Modernite araçlarıdır yani; ekolojik hareketler, insan hakları ve toplumun öz savunma mekanizmalarıdır. Önderlik demokratik toplum inşası için dokuz boyut olarak ele alıp tanımladı. Komünal toplum ancak bu boyutlar etrafında örgütlenerek özüne dönüşebilir. Dokuz boyutu açarsak (Demokratik Ulusta; Politik Yaşam ve demokratik özerklik, Sosyal yaşam, Özgür Eş Yaşam, Ekonomik Özerklik, Hukuk, Kültür, Öz Savunma sistemi ve Diplomasi) bütün boyutlar KCK ve KJK sistemin esas boyutları olarak örgütlendirilir.

Herkesin kendisini ifade edebileceği ve kendisini yöneteceği Demokratik Modernite inşası için dokuz boyut etrafında kenetlenerek ancak demokratik bir toplum yaratılabilir. Halkımıza düşen görev ise tarih boyunca uygarlık güçleriyle çağımızdaki kapitalist modernite güçlerine karşı kendi demokratik güçlerini inşa etmektir. Tüm toplumsal alanlarda kendisini yapılandırarak ve anlamlı kılarak Demokratik Modernite’nin tarihsel rolüdür. Sürecin seyrini belirleyecek olan tarafların ideolojik, politik, ahlaki ve sanatsal alandaki anlam ve eylem gücüdür.

Başta Rojava Şengal ve Maxmur örnek olarak verile bilinir. Bir ulusu yaratabilmek için muazzam bir savaş gerektirir. Bunun savaşını 22 yıldır İmralı adasında olan ÖNDER APO mücadelesiyle vermektedir. Tüm dünya halkalarının kurtuluşu için Demokratik Modernite’nin en ayrıntısına kadar çözümleyen ve yeniden insanlığa bir nefes olan ÖNDER APO şu an ağır bir tecrit altında. 15 Şubat komplosu ÖNDER APO insanlığın kurtuluş olan ideoloji ve felsefesine karşıydı bunu bilen kapitalist güçler Demokratik Modernite onların sonu olacağını bildikleri için bu komplo gerçekleştirildi. Tüm insanlığa karşı yapılan komplo, Demokratik Moderniteyi inşa ederek boşa çıkartılacaktır. İnsanlığın nefes alması demek; onların bitişleri demektir, bunu böyle anlamak gerekir.

Tüm gücümüzle insan olarak yaşamayı bir yaşamı Önderlikle nefes alan başta Kürt halkı ve tüm dünya hakları olarak önderliğin fiziki özgürlüğünü sağlayacağız 2021 Önder Apo’nun özgürlüğünü sağlama ve emperyalist güçlerin tarihin çöp sepetlerine atılacağı yıl olacaktır.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.