Tanrıça Star’dan YJA Star’a Kadın Toplumu Savunuyor -6-

0

Emine Erciyes

Kürt Kadının Direnişi  YJA Star’la Kadın Özgürlüğünü Savunma Örgütlülüğü Olarak Evrenselleşmiştir

Ordu demek ezip geçen, sömürüyü silah zoruyla yürüten egemen devlet kurumu demektir. İktidarın ve devletin en temel kurumudur, bu nedenle asla kadına ordularda yer yoktur. Kadın ilk ezilen cins, sınıf, toplumsal kesim olarak her zaman egemenliğe karşıt kutupta olmuştur. İktidar kurumlarından uzak tutulması iktidarın bir kuralıdır. Toplumlar, sömürgeci ordulara karşı tarih boyunca hep kendilerini savunmak için arayışlarda bulunmuşlardır. Egemenliğin kaynağı askeri şiddet ise halkların değerlerine zorla el koymaya dayanır. Bu nedenle, devlet zihniyetinin bir parçası olan ordularla sömürü ve devleti yıkıp, kendi devletini kurma zihniyetiyle yola çıkan güçler sonuçta yeni bir egemen kuruma yol açmışlardır. PKK’nin bu noktadaki farkı özgürlük mücadelesini meşru savunma ilkesi üzerine savunma güçleri olarak örgütlenmesidir. Savunma gücünün en büyük farkı ise kadının savunma güçleri içinde yer almasıdır. Sistem karşıtı duruşuyla kadınlar her zaman özgürlük eğiliminde olmuştur. Kadının ordulaşması, halkların ve kadınların öz savunma, meşru savunma stratejisi temelinde örgütlenerek, sömürge ordu anlayışına karşı alternatif savunma gücü oluşturmasının temelidir. Kadın ordulaşmasının ilk görevi kadın özgürlüğünün meşru savunma gücü olmasıdır. Yine kadının savunma güçlerine katılması egemenlik zihniyetinin mücadeleye yansıma potansiyeli olan erkek egemenliğine karşı erkeği özgürlük, eşitlik çizgisine çekme gücüdür. Kadının gerilla saflarında olması, gerillanın öz savunma gücü olarak her zaman halklar, ezilenler ve kadınların özgürlük çizgisinin gerektirdiği doğrultuda strateji ve taktik yürütmesinin temel dinamiği olmasıdır.

Kadın meşru savunma örgütlülüğünün ilk modeli YAJK (Yekiniyen Azadiya Jinên Kurdistan) olarak 1995’te sistemli örgütlülüğe ulaşmıştır. Kadınların Kürdistanda ilk defa kendi kendini yürütmesi, sevk idare etmesi, kendi hakkındaki tüm kararları kendisinin alması örgütlülüğüdür. Bunu kendi YAJK karargahı yürütüp denetleyecek, kadının kendi iradesiyle seçtiği askeri merkezi yönetim ise alanlarda uygulayacaktır. YAJK artık kadının kendi ayakları üzerinde durma gücüne ulaştığını gösteren örgütlü kimliğidir.1999 yılında komplo süreci olmasına rağmen Önderliğimiz kadının partileşmesi perspektifini vermiştir. Partileşme hem kadın özgürlüğüne atılan ileri bir adım, hem de kadının özgürlüğü garanti gücü olarak daha iradi ve güçlü örgütlenmesi demektir.

2004’te ise özgürlük hareketinin ulaştığı gelişim ve özgürlük düzeyi KCK ve kadın hareketi olarak da KJK olarak sistemsel örgütlenme düzeyine ulaşmıştır. Buna paralel olarak, kadın meşru savunma gücü de kendini YJA Star olarak yeniden yapılandırarak örgütlemiştir. YJA Star; “Yekiniyen Jinên Azad-Star”  olarak açımlanmaktadır. Bu gün YJA Star, başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kadınların öz savunması olma iddiasıyla mevzilenmesini büyütmüştür. Mezepotamya’da insanlığa öncülük eden toplumu örgütleyen ve savunan tanrıça Star’ı bu temelde kendi adında olduğu gibi mücadele ve hedeflediği özgür toplum çizgisinde de güncelleştirmektedir.   Tarihsel olarak Tanrıça Star’dan bu yana direnen kadınların mirası üzerinden yükselmekte ve onlardan güç almaktadır. “Özgür kadın özgür ülke olmadan olmaz” anlayışıyla Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde kadın öncü düzeyde savaşa katılmaktadır. Erkek egemenliği tarafından zulüm gören, şiddete uğrayan kadınları özgürleştirme ve kadınların özgür yaşadığı bir toplumu inşa etme temelinde sağlam adımlarla ilerlemektedir. YJA Star, kadınları savunma birlikleri olarak, özgürlük arayan tüm kadınlara ulaşma ve  tüm kadınlarla buluşma iddiasındadır.

Bugün YJA Star saflarına Ortadoğu ve dünyanın birçok ülkesinden farklı halklardan kadınlar katılmaktalar. Yoğunlaşan dünya krizi ve 3. Dünya savaşı koşulları dünyanın her yerinde faşizmin tırmanması kadın üzerindeki baskı ve sömürünün artması olarak somutlaşıyor. Her zamanki gibi savaşlarda en büyük acıyı kadınlar çekiyor, en büyük bedeli kadınlar ödüyor. Bu noktada içinde bulunduğumuz dönemde her zamankinden daha bariz olarak tüm kadınlar öz savunmanın gerekliğini yürekten hissediyor. Kadınların YJA Star saflarına katılması bunun somut ifadesidir. YJA Star’da somutlaşan kadınları savunma gücünün tüm dünya kadınlarını etkilediğini ve kendine çektiğini göstermektedir. Kadın özgürlük gerillası ve savaşçıları, klasik sömürge ordularını yerle bir eden özgürlük ordulaşmasına ulaştı. Kadınlara ve topluma nerede saldırı varsa orada toplumu ve kadınları koruma gücü olma iddiasındadır. Bu gün kadın meşru savunması dört parça Kürdistan’da örgütlülüğe kavuşmuş durumda. Kürdistan dağlarına kadının çıkmaya cesaret etmesi arkasından gelişen kadın direnişi ve yarattığı özgür kadın duruşları, dört parça Kürdistan’daki kadına örgütlenme, kendini savunma cesareti vermiştir.

Saralarla başlayan kadın direnişi, Delal, Nalin, Çiçek Kiçi, Berçem Cilo, Aze, Gülnaz, Arjin Garzan, Armanç, Medya Mava gibi büyük komutanların öncülüğünde bu günlere ulaşmıştır. Onların öncülükleri kadın ordulaşmamızın birikimini ifade etmektedir. Kadın ordumuzun komutanı olan bu yoldaşların duruş ve emeği kadın gücümüze örnek olmuş ve bugün kadın yapımızın katılım ölçüsü olmuşlardır. Onların öncülükleri sayesinde YJA Star olarak kadın gücümüzde kendine güven, yaşamda ve savaşta öncülük gücü açığa çıkarmıştır. Ordu komutanın takipçisidir, komutanın duruşu nasılsa ordu da öyle yürür, komutan ne kadar cesursa ordu da o cesaretle savaşır. Bu yoldaşlarımız yılmaz dirençleri, mücadele azimleri, düşmana karşı keskin duruşları ve özgürlük tutkularıyla kadın ordulaşmamızın temel ilkelerini kendilerinde somutlaştırmış yoldaşlardır. Bu gün YJA Star olarak, yoldaşlık bağlılığından aldığımız maneviyat, düşmana darbeler vuran eylemsel gücümüz, özgürlüğün sembolü olan örgütlülüğümüz bu yoldaşların sayesindedir. Onlardan öğrendiklerimizi sürdürmekteyiz. Onlar sayesinde ayaklarımız yere daha sağlam basmakta, pratikte güçlü yürümekteyiz. Bu gün YJA Star gücü olarak, kadın savunma gücü olarak bulunduğumuz her alanda öncülük misyonumuz var.  Bu öncelikle kadın renginde mücadeleyi ve savaşı yükseltme görevidir. Yine genel içinde partileşmede netlik ve cins mücadelesi, askeri boyutta disiplin, pratik öncülük misyonunu üstlenmektir.

Yoldaşlarımızdan öğrendiklerimiz güç kaynağımız, ama hala Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Onlar çizgisinde mücadele etmek için kat etmemiz gereken çok yol var.  Yönümüz şehitlerimizin aydınlık yoluna dönük.  Şehitlerimiz temel güç kaynağımızdır. Maneviyatımızı onlarla büyütür, kişiliklerini savaş tarzlarını örnek alır ve onları kendimizle yaşatırız. Biz mücadeleye devam ettikçe onların yolunu sürdürmüş oluruz. Şehitlerin ölümsüzlüğü mücadelemizin büyümesi ve zafere yürümesindedir. Bu noktada ismini sayamadığımız binlerce adsız kahramana Kürdistan coğrafyası tanık oldu. Her biri özgürlük gökyüzünde parlayan birer yıldızdır. Belki birçok şehit arkadaşı birebir tüm arkadaşlar tanımazlar. Esas olan birebir tanımak değil ruhunda Onların ışığını hissedebilmektir şehitlerimizi anlamak. Tanıdıklarımız ise bizim şanslı yanımızdır. Birebir tanımış ve onlardan alınacak öğrenilecek şeylere somut tanık olmuşuzdur.

PKK hakikati, inanç, irade ve emek ilkeleri üzerine zafere kilitlenme temelinde örülmüştür. İnanç iradeyi güçlendirir, emek inanılanı hakikate çevirir. İnanç ve iradenin emeğe dökülmesi ile Önderliğimizin deyimiyle iğne ile kuyu kazarcasına, kuru ağacı yeşertircesine PKK pratikleşmiş ve bu günlere kadar gelmiş, zafere yürümektedir. Önderliğin dediği gibi her ot kendi kökleri üzerinde yeşerir. Kendi kökleri üzerinde yeşermek aslını korumaktır.  Köklerimizi bilmek biz militanlar için her şeyden önemlidir. Nereden geldiğini bilmek, hem elindeki değerlerin nasıl yaratıldığını ve kıymetini bilmektir hem de tarihimizin nasıl bir direnişle yaratıldığını bilerek bugün neler yapabileceğini bilmektir. PKK’nin direngen tarihi bugünkü militan güç olarak bizlere görkemli PKK direnişini zafere taşırma gücünü vermektedir. Özgürlük mücadelesinin ulaştığı düzey yarattığı özgür kadın duruşları açısından söylenecek çok şey var. Her günü bir romana konu olacak direnişle, kahramanlıkla dolu bir mücadele tarihini anlatmak için bu satırlar elbette çok sınırlı. Hele ki gerillayı gerilla yapan her bir ana sığan duygu yoğunluğu bu satırlara asla sığmaz.  Ordulaşmanın öncüsü olan birkaç yoldaşa değinmeden geçemeyeceğim. Sanırım Onlara dair vereceğim örnek gerillanın kadın rengini biraz olsun dile getirecektir.

Rojin Gevda yoldaş Faraşin yaylalarının sade yaşam ortamından özgürlük saflarına katılmış, tanıdığım en doğal, en içten insanlarından biri. Gerillacılığı ruhunun her hücresiyle yaşamış, defalarca ölümlerden dönmüş, tecrübeli bir komutandı. Kadın ordulaşmasının tarihinden bir renk, hep heyecan dolu, sevgi dolu insan canlısı bir yoldaştı. Çarçellaya ilk gittiğinide gördüğü güzelliğe hayranlığını dile getirişi hala gözlerimin önünde. Sevdiği her şeyi candan, katıksız, kaygısız severdi. Bu dağlarda bizlere öğrettikleri asla sözlere sığdıramayız. Onu tanımış olmayı, Onunla dünya güzeli Zagrosların yoldaşlığını paylaşmış olmayı büyük şans olarak görüyorum. Ona dair söyenecek çok şey olsa da sadece duyduğum bir şeyi anlatmak istiyorum. Rojin yoldaş kadın rengi olduğu için mor rengini çok çok severdi. Mezarına renk renk çiçekler ekilmiş. Ama duyduğum kadarıyla mezarında yalnız mor çiçekler açmış. 2012 yılında şehit düştü, Rojin yoldaş. Yani altı yıl olmuş. Ben ise Onun bir an bile benden uzaklaştığını hissetmedim, yokluğunu hissetmedim bunca yılda. Öylesine ki candandı ve hala bizimle.

Delal Amed yoldaşı henüz genç bir komutan iken ’97 yılında tanıdım. Kadın ordulaşmasıyla büyüyüp, yetişip kadın ordumuzun komutanı oldu. Mücadele hayatının çoğu Kuzey dağlarında gerillacılıkla geçti. Amed sahasından Önderlik sahasına gelmişti. Daha sonra Dersim ve en sonda Botan sahasına gitmişti. Kuzeyde olmadığı zamanlarda ise Hezên Taybet çalışmalarında kaldı, Kürdistan’a saldırıların en fazla yöneldiği 2011’den 2016’ya kadar Merkez Karargah komutanlığını yürüttü. Yani hep ön saflarda yer almış ve ağır sorumlulukları omuzlamış bir yoldaşımızdır. Ona dair kısa bir anımı paylaşmak istiyorum.  En son Botan yoluna çıkarken hatır istemek için bir araya geldik. Gerillada hiç katlanamadığımız ayrılıklar! Ayrılıklara alışamasak da ayrılmayız aslında, mekan ve zaman hiçbir zaman bizi ayırmaz. Delal yoldaşın tekrar uzak yollar vardı önünde, yıllara varacak ayrılık. Ve ne olacağının belirsizliği elbette. Ben biraz duygusalca sarıldım Ona. O ise büyük bir soğukkanlılıkla beni uyardı. Gerillaya böyle duygusal değil zafer sevinçli uğurlamalar yakışır diye. Kadın gerillasında somutlaşan yiğitliği bu ayrılık anısından daha iyi ne ifade edebilir ki.

Nalin Muş yoldaş en sade kadın yoldaşlığını kendi kişiliğinde yaratmış yoldaşlardan biriydi. Uzun yıllar Kuzey sahalarında gerillacılık yapmış, gerilla militan şekillenmesini burada kazanmıştı. Sade olduğu kadar, espirili, espirili olduğu kadar her işinde ciddi. Doğal ve mütevazi yanıyla yapısının içinde, yapının dünyasına girmeyi başarmış bir komutandı. Aynı zamanda savaş tecrübesiyle taktik konusuna öncülük eden bir komuta gücüydü. Nalin yoldaş nerede olura olsun kendisini her şeyden sorumlu gören bir devrimci sorumluluk anlayışına sahipti. Toplumsal çalışmalarda kaldığı süreçte dahi hep askeri çalışmalarla ilgili olmuş ve görüş belirtmiştir. Askeri komutan olduğu kadar halkın gönlünde yer tutmayı bilmiştir. Nalin yoldaş, çok genç yaşlarda katılmış mücadele içinde büyümüştü, bu yönüyle kişiliğini PKK ortamında oluşturmuş bir yoldaşımızdı. Kendi kişiliğini PKK militan ölçüleriyle bütünleştirmişti.  O’na bakınca işte bir PKK kadın militanı böyle olur denilmeyi hak eden kişiliklerdendi.

Bıkmadan yorulmadan yirmi, yirmi beş yıl savaşmak büyük bir inançtan, özgürlük aşkından başka ne olabilir. Ben bu yoldaşların mücadelelerini kanının son damlasına kadar mücadele etmek olarak tanımlıyorum. Kanının son damlasına kadar savaşmak sadece mevzide son anda verilen savaş değildir. Bir ömür bıkmadan, yorulmadan, yılmadan, kırılmadan savaşmaktır. Bu da özgürlük aşkı ve inancının ifadesidir. Bu iradenin aşamayacağı hiçbir engel, kazanamayacağı zafer yoktur. Kürdistan gerillacılığı acılardan zorluklardan süzülen mutlu bir aşktır. Aşkları aşk yapan uğrunda çekilen zorluk ve acılardır. Özellikle Ortadoğu’da aşkın kuralı böyledir. Acıdır, kavuşamamadır. Ama gerilla Ortadoğu aşklarının acı kaderini değiştirip mutluluğu örmenin gücüdür. Gerilla ve özgürlük arasındaki aşk tüm acılara rağmen mutludur, çünkü gerilla adım adım özgürlükle buluşmakta, içinde yaşamaktadır. Kadının kaderini değiştirip özgür toplumu kurmaktadır. Kadın gerilla en fazla yüce duygularla mücadele azmi yaratan bir güç. Gerillacılık duyguların en yalın, en net samimi yaşandığı yer. Gerillayı anlamak önce duygularını anlamaktan geçer kuşkusuz. Gerillayı anlamak tanımak isteyen herkes için gerillada somutlaşan özgürlük aşkını anlamak gerektiğini belirtmek istiyorum.

Sonuç olarak şunu belirtmek istiyorum; kadın kendini savunmadan toplumsal, siyasi, kültürel, hatta aile olmak üzere hiçbir alanda varlığını ve iradesini sağlayamaz. Erkek egemenliğinin egemen uygarlık boyunca devletleşerek tırmanması, ardından kapitalist çağda ise faşizmle zirveleştiği bir aşamadayız. Egemenliğin kimlikleri yok edercesine saldırdığı bir süreçte varlığını sağlamak, sürdürmek önce kendini savunma gücünü oluşturmayı şart kılmaktadır. Bu kadın adına hareket eden tüm kurum ve oluşumlar için böyledir. Yoksa, savunması olmayan kazanımlar kumdan kaleler gibi yıkılır. Kadın adına birlik öncelikle öz savunma ekseninde olmak durumundadır. Bu noktada, kadın öz savunmasının tarihi, tarzı, stratejisi yönünde birikimi iyi anlaşılması ve olması gereken yeni tarz için bilimsel yaklaşım oluşturulması gerekiyor. Bugün Kürdistan’da direnişi ile dünyayı etkileyen kadın gerillanın mücadele amacını, tarzını, kimliğini bilimsel temelde tanımlamak, tecrübesini tüm kadınlara anlatmak elbette ki kadın direnişinin geleceği açısından önemli bir görevdir.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.