Deniz Kızına – Şehit Amara

0

Zerya Bagok

Ege’nin kalbinden Kurdistan özgürlük mücadelesine varan bir güzellik anlatacağım sizlere, hepimizin muhakkak fotoğrafını gördüğünde ve her gördüğümüzde iç geçirdiğimiz o güzel gülüşlü kadını… Ne yiğit kadınlar verdik bu mücadeleye diye aklımızdan geçer, her gülüşünde…

Şehit Ekin Ceren Doğurak, Amara…

Güneşimizin doğduğu yerden ismini alan yüce kadın savaşçı Amara, 8 Ocak 1981’de Ankara’da doğdu. Ailesi Egeli olan Amara, Kürt özgürlük mücadelesiyle üniversite yıllarında tanışır. Gençlik ve kadın hareketi başta olmak üzere birçok çalışmada aktif yer alır. Tüm baskılara karşın mücadeleden vazgeçmeyen Amara, Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nün son sınıfındayken okulu terk eder. 2001’de kısa bir süreliğine tutuklanan Amara, cezaevinden çıktıktan sonra Avrupa alanına gider.

Şehit Amara, ailesinin tek çocuğuydu. Eylemci, muhalif, sorgulayan bir genç kadın olarak yetişti. Lise yıllarında sol düşüncelere ilgi duyan Şehit Amara, üniversite yıllarında yurtsever gençliği tanıyarak, kadın çalışmaları içerisinde yer alı. Kadın özgürlük mücadelesinden etkilene, cins bilincini her hücresine kadar yaşayan Amara, çalışmalarda aktif olarak yer almaktadır, hatta o dönemde o kadar çok gözaltına alınır ki bir yoldaşı  şöyle anlatır, “ Bu durumla dalga geçer “acaba top 10 listesinde kaçıncıyım, liste başını kime kaptırdım” der durumunu öğrenmeye giderdi.”

Arjin Artos, Ekin’le yaptığı ilk mahalle ziyaretini ise şöyle anlatır: “Amara arkadaşın yetiştiği sosyal çevre sınıfsal olarak farklıydı. Gecekondu mahallerine belki de hiç gitmek zorunda kalmamıştı, böyle bir sosyal çevresi yoktu. İlk kitle çalışmasına birlikte çıkacaktık. Onun halk karşısındaki yaklaşımı benim için bir merak konusuydu. Şehrin kalabalığından uzaklaşıp gecekondu mahallelerine yaklaştıkça heyecanını hissediyordum. Evlerde dolaştıkça onu izledim; gözleri ışıldadı, elleri binlerce yıllık yakınlıkla değdi çocukların başına, meraklı meraklı anlamadığı dili konuşan kadınların yüzüne gülümserken. İçinde taşıdığı coşkulu umut dolu yüreği bütün sınırları aşıyor, herkesin içindeki yüreğe ulaşıyordu.”

Amara, gülüşü ile beton şehirlere sığmayacak kadar umut doluydu. Ege’nin Ekin’i bizim Amaramız oluvermişti.

Ankara Emniyeti’nin iki eylemde gördüğü herkesi gözaltına alma huyu nedeniyle bir süre sonra partinin legal eylemlerine katılmaktan (8 Mart, Newroz gibi) dolayı gözaltına alınmış ve Ulucanlar Cezaevi’nde iki ay gibi bir süre tutuklu kalmıştı. Cezaevinden çıktıktan sonra da hiç ara vermeden çalışmalara kaldığı yerden devam etmiş, kararlılığını dosta düşmana bir kez daha göstermiştir.

Ülke hasreti içini kavururken, gülüşleri biraz daha sığmaz olmuştu şehirlere, betonlar sınırları kendiyle getirirdi. O ise sınırlara düşmandı, sınırlar onu ülkesinden, yoldaşlarından, yaşamdan ayırıyordu. Amara artık yönünü dağlara vermenin vaktinin geldiğinin farkındaydı, dağlarda hakikati aramaya koyulacaktı.  Şehit Savaş’ın ölüm haberini alması da bir an önce dağlara gitmeyi ve diğer yoldaşlarına özlemle sarılma istemini de artırmıştır. Dağlar bırakılan emaneti sahiplenmek, arkadaşlarına duyduğu özlemi gidermek, verdiği sözleri tutmaktır.

31 Mayıs 2005 yılında Başûrê Kurdistan’da  geçirdiği trafik kazası sonucu şehit düşmüştü. Bazı anlar vardır, anlatılmaz ne desen eksik kalır da yüreğindekileri ifade edemez, Amara şehit düştüğü zaman yoldaşların yüreği de anlatılmaz bir acı ile doğmuştu. Sevgi dolu bakışı, umut dolu gülüşü uğruna, ölümleri göze aldığı kavgası kalmıştı geriye. O günden bugüne çok Amarası oldu özgürlük hareketinin, hiç bitmedi Amaralar.  Her Amara, bir parça Ekin oldu… Güneşe yoldaş, güneşin bir parçası oldu…

Amaralar, kadının yıllar yılı hapsedilen özgürlüğünü aradılar, hakikatin yolu dağlarda. Çok Amaralar olacak daha, hiç bitmeyecek Amara’ların özgürlük sevdası. Sen her Amara’nın kavgasında yaşayacaksın… Sen kavgamız zaferinde yeniden doğacaksın…

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.