Kürt Aşkı – Önder APO

0

Önder APO

Belki aydınlarımız veya bir şeyler düşünen, hatta devrimciler de, iddialıyız diyebilirler. Cesurca düşünemedikleri için, nasıl yaşamasını bilmedikleri, Zilanları tanımadıkları, gerçeğe büyük ilgi gösteremedikleri için çok öfkeleniyorum. Bütün bunlar aydın ve edebiyat çalışmalarıdır. Ama korkuyorlar en devrimcisi bile korkuyor.

Birey aç…

Şimdi bütün güdüler başa bela. Siyasal kurumlaşma yok, kültürel kurumlaşma yok, askeri kurumlaşma yok; elinde hiçbir şey yok. Korkunç bir yalnızlığı ifade ediyor. Gör yanlızlığını, gör ve mümkünse canlan, diyorum. Mekanizmalar geliştirmeye çalışıyorum.

Öfkeliyim.

Kendimi zor tutuyorum. Ama yenik düşmek istemediğim için, daha değişik bir yöntemle gerçeği dayatacağım, diyorum. İşte, bu PKK denilen mekanizma biraz böyle gerçekleşmiştir. Toplumu altüst eden gelişmenin diyalektiği biraz böyledir. Gerçeklikten kaçtıkça benim de bir inadım tutuyor, bunlara biraz gerçeği hissetteriyim, diyorum.

Gerçeği dillendiriyorum, gerçeği örgütlüyorum, gerçeği silahlandırıyorum. Gerçeği önlerine koyuyorum ve böylece intikamımı alıyorum. Gerçekten de, soyadımın gereklerini yerine getiriyorum. Bana zevk veriyor, öfkemi biraz bununla gideriyorum.

Sade insanla, seçkin insan üzerinde çok duruyorum. Hatta denilebilir ki, yaşamımın özeti, sade olandan seçkin olana, seçkin olandan sade insana meyil göstermektir.

Bana göre sade insan en seçkin insandır. Seçkincilik arayışım, sade insanı bulmak içindir.

Tabii başlangıçtaki, doğal, sade insanı değil. Bu fazlasıyla ütopik ve kurumsal olur.

Sade insan nasıl şekillenecek?

Hümanist ideolojiler vardır. Hüman, insani olan nedir? Bu anlamda Kürt ulusal kurtuluşluğu benim için sadece bir araçtır. Aslında bu aracın arkasında derin bir hümanite, insani arayış vardır. Yoksa benim bu eylemi götürmem mümkün değil. İnsani ilgim olağanüstü boyutlardadır.

Tepkiler savaşı…

Duyarlılık o düzeye gelmiş ki, yansıyan bütün görüntüler tepkiye dönüşüyor. Tepki karşı tepkiye dönüşüyor. Kendimi böyle bir savunma mekanizmasına dönüştürmüşüm. Yanlış tepki verdi diyorum, doğrusuyla ben karşılık vereceğim diyorum. Bu, büyük bir savaşıma yol açıyor. Bana göre karşımdaki insanın ne doğallıkla, ne seçkinlikle alakası var.

Sıkça kendime şu soruyu sorarım; ben bunlar gibi yaşayamam ve yaşamadığımı iyi biliyorsunuz.

İlkçağda mı, ortaçağda mı, yoksa şimdiki çağda mı daha iyi yaşayabilirim?

Her çağda, hiçbir çağda ve gelecek çağlarda yaşarım.

Çağlarla aram iyi değil. Ayrıksı bir durum…

Yalnız insan…

Elbette benim için bu gerekli. Yücelmenin kendisi bu, çünkü. Eğer çevreyle bütünleşirsem yücelme durur. Durduğu için de eylem durur, parti gelişmez, hareket gelişmez. Sadece hareketin ihtiyacından ötürü değil, insani felsefemde büyük tatmin olmama var.

Dayanamıyorum; beğenme şurada kalsın, korkunç ve büyük tepkiliyim. PKK örgütünü, bu savaşı, toplumun temel siyasi amaçlarıyla bağlantılı, uyumlu duruma getirmiştim.

Tepki patlaması…

Öfkelerim var, beğenmediklerim var, redlerim var. Bunları hayata geçirmek istiyorum. Mesela, köyde derlerdi, işte hedef bilinen köy çelişkileri… Git üzerine çöz, -işte delikanlısın ailemizin kurallarına göre soyadında Öcalan, git gereklerini yap… Ben, öfkemi böyle patlatmam, dedim. Kendimi gizledim, tipik bir manevra yaptım. Böyle manevralarım, eğilimlerimi dönüştürmem inanılmaz boyutlarda. Elbette, bu hazlar için de söylenebilir. Onlarla da çok yönlü uğraşılar var. En makul olanı, felsefede, dinde aradık, -en gerçekçi ulusal kurtuluş politikası dedik.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.