Rewşen Bedirxan- “Bana Kürtlerin birliğini ver, sana özgür bir Kürdistan’ı vereyim”

0

Arya Artus

Kürt halkının özgürlük mücadelesinde önemli yer alan, Kürt Aydınlanma Hareketi ve basın-yayın tarihinin öncülüğünü yapan bir ailede dünyaya gelen Rewşen Bedirxan öğretmen ve gazeteci-yazar olarak Kürt halkının basın tarihine katkı sunmuş; aynı zamanda Kürdistan’ın özgürlüğü davasının savunuculuğunu yapmıştır.

Rewşen Bedirxan’ın babası, Botan’da Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetine karşı özerklik mücadelesi veren ve bunun bedelini sürgünle ödeyen, ilk Kürt gazetesinin kurucularından, on yılını zindanlarda geçirmiş Salih Bedirxan Bey, annesi ise Samiye Bedri Paşa’dır. Rewşen Bedirxan ailesinin isyan sonrası sürgün edildiği Kayseri’de 11 Temmuz 1909’da dünyaya geldi. Ailesinin sürgünden sürgüne gönderilmesi koşullarında doğup büyüyen Rewşen Bedirxan büyük zorluklara tanık olmuş ama ailesinin köklü yurtseverlik değerleri ile Kürt dili ve kültürü içinde şekillenmiştir. Daha altı yaşındayken babası vefat etmiş, ailenin tüm sorumluluğu annesinin omuzlarına yıkılmıştır.

Eğitimini Şam’da yapan Rewşen Bedirxan annesinin isteğiyle öğretmenlik mesleğini seçer, ancak gönlünde gazetecilik yapma arzusu taşıdığından zamanla her ikisini birlikte yapmaya yönelir. Rewşen Bedirxan 1935 yılında siyasetçi, dilbilimci ve yazar Celadet Bedirxan ile evlenir. Yazım faaliyetlerinde aktifçe yer alır. Dillere olan ilgisi nedeniyle iki yıl da Türkçe, üç yıl da İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Arapça’ya Kürtçe’den daha fazla hakim olması onu edebi ve kültürel çalışmalarında Arap dilini kullanmaya yöneltir. Arapça yazılar yazmanın yanı sıra başka dillerden Arapça’ya çeviriler de yapar. Rewşen Bedirxan Hawar’ın editörlüğünü de yapar. Evleri Hawar’ın yayınevi rolünü oynar. Yalnızca yazı yazarak ve editörlük yaparak değil ambalajdan sayfa sıralamaya kadar çeşitli işleri üstlenir. Hawar’da Latin alfabesiyle yazan ilk Kürt kadını olur. Bildiği dillerle bilimsel çeviriler yapma olanağı bulur. Yayınevlerinden yaptığı çevirilerle aile bütçesine katkıda bulunur.

Rewşen Bedirxan 1934 yılında Suriye’deki Kadın Birliği Derneği’ne üye olur ve etkin bir rol oynar. 1944 yılında Kahire’de yapılan Dünya Kadınlar Kongresi’ne Suriyeli kadınları temsilen katılır. Fransız sömürgeciliğine karşı Arap halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olan Rewşen Bedirxan gücünü ve bilincini bu mücadeleye katar. Özellikle Filistin davasının bir savunucusu olur. Arap gazetelerinde birçok yazısı yayınlanır.

Kadınların ve çocukların eğitimi ve bilinçlendirilmesi için uğraşan Rewşen Bedirxan zindanlardaki kadınların durumuna da kayıtsız kalmaz ve onların sağlık sorunlarının çözümü için çaba sarf eder. Çalışmalarında aynı zamanda Kürt kimliğini sahiplenmeyi esas alır. Kadın ve Kürt olarak bilinçli bir duyarlılığı vardır. Bunu şu sözleri net olarak ortaya koymaktadır:

“Adımız ister Türk, ister Arap, ister Fars, ister Kürt olsun, tenimiz ister beyaz, ister sarı, ister esmer olsun, kadın olarak erkeğin sömürgesi, mülkiyeti, kaba ve psikolojik şiddetinin bir hedefi, mağduruyduk. Dünyadaki tüm kadınların kurduğu ortak birliğe üye olarak, çalışmalarımı resmi bir düzeye taşımak istedim. 1934 yılında Kadınlar Birliği’ne üye oldum. Suriyeli kadınlar arasında öyle bir öncülük misyonu yüklenmişti ki bana, 1944 yılında Suriye kadınları adına Mısır’da, Dünya Kadınlar Kongresi’ne katıldım. Ama bir yanım hep, ‘Kürdistanlı bir kadın olarak, ne zaman temsil hakkı buluruz rengarenk kadınlar arasında? Kendi rengimizle ne zaman sorunlarımızı dile getiririz?’ diye sorgulamalarla yanıyordu için için… Bir yanımız gülerken, diğer yanımız hep yarım kalıyordu. Sürgün parçalıyor, ikiye bölüyordu öpüşlerimizi…”

 

Rewşen Bedirxan Kürtçe’nin yanısıra Arapça da yazmıştır yazılarını. 1951 yılında Türkçe’den Arapça’ya iki öykü çevirir. İlki, “Bir Kadının Anıları”, diğeri de, “Aşk ile Çilem” adıyla basılır. Türkçe ve Kürtçe’den Arapça’ya birçok çeviri yapmış; bazıları basılmış, bazıları ise basılmadan kalmıştır. Bazı gazete ve radyolarda seminer ve öyküleri yayınlanmıştır. 1947 yılında radyonun çocuk bölümünde birkaç ay çalışır. Çalıştığı yerlerde kadının hep ikincil rollerde olduğunu gözlemler ve bunu kırma çabasıyla okul müdürlüğü görevini üstlenir. Rewşen Bedirxan, yazdığı makalelerle kadınların ufkunu açma, cehaletle savaşma, onlarda yurtseverlik bilinci yaratma çabasında olmuş, geleneksel kadın özellikleri ile de bir mücadele yürütmüştür. Ve buna ilişkin “..Kadınlar için parayla olan yaşamın güzelliği biter. Ancak yurtseverlik ve bilgi ile olan yaşamın güzelliği bitmez.” der.

1956 yılında Dr. Nuri Dersimi ve tanınmış bir grup Kürt şahsiyeti ile birlikte Halep’de Kürt Bilim ve Yardımlaşma Derneği’ni kuran Rewşen Bedirxan 1957 yılında Yunanistan’da yapılan Kolonyalizm Karşıtı Kongre’ye birçok engellemeyi aşarak Kürtleri temsilen ve Kürdistan bayrağıyla katılır. İlk defa uluslararası bir platformda Kürdistan bayrağı açılmaktadır. Böylece, uluslararası zeminde bir Kürt kadını olarak kendi kimliğiyle temsilin mutluluğu ve gururunu yaşar.

Rewşen Bedirxan, 1971 yılında Mustafa Barzani’nin daveti üzerine Güney Kürdistan’a gider. Ülke hasretiyle gerçekleştirdiği bu gidişi şu sözlerle dile getirmiştir:

“Mustafa Barzani’nin daveti ve isteği üzerine Güney Kürdistan’a gitmeye karar verdim. Çünkü Cizîre’ye ulaşamasam da, Mezopotamya topraklarında yaşamak, ciğerlerime bambaşka bir hava dolduracaktı. Eğer Kürdistan’da bir kez olsun nefes alamasam, yıldızlar bir bir düşecekti ve zifiriye dönüşecekti yaşam. Sürgün ulaşacaktı hedefine.” Güney Kürdistan’da bulunduğu süreçte Hecî Ûmran’da Yekitiya Jinên Kurd’ün (Kürt Kadınlar Birliği) kuruluşunu gerçekleştiren Rewşen Bedirxan, 1970’de kurulmuş olan Korî Zanyarî Kurd’a (Kürt Bilim Akademisi) üye olur ve onun talebiyle Türkiye’deki arşiv ve kitapçılardan Kürtler üzerine yazılmış belge ve kitapları derleyip Korî Zanyarî Kurd’a iletmek üzere İstanbul’a gider.

Rewşen Bedirxan 1 Haziran 1992’de Suriye’nin Banyas kentinde ülkesinden uzakta, sürgünde yaşama gözlerini yumar. Bedeni, Şam’da Şêx Xalidê Neqşîbendî mezarlığında eşi Celadet ve dedesi Bedirxan Bey’in yanına defnedilir. Son sözlerinde vasiyeti, Kürtlerin birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmasıdır. “Bana Kürtlerin birliğini ver, sana özgür bir Kürdistan’ı vereyim” der bir yakınıyla konuşmasında.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.