Batûfa Çekdar: Kürt kadını dağlarda, mevzilerde tarihi bir direniş gösteriyor

0

BEHDÎNAN – YJA Star Merkez Komutanlığı’ndan Batûfa Çekdar Stêrk TV’de yayınlanan özel programda işgalci Türk ordusunun Kürdistan’ın parçalarındaki saldırıları ile kadın direnişi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

İşgalci Türk ordusuna karşı YJA Star öncülüğündeki direnişe dikkat çeken Çekdar, “Kürt kadını dağlarda, mevzilerde tarihi bir direniş gösteriyor. Kuzey-Güney Kürdistan’daki direniş YJA Star öncülüğünde gerçekleşen bir direniş. Kadın gücü, YJA Star kimliği direnişin tüm mevzilerinde görülüyor. İşgal, faşizme karşı direniş yurtsever, direnişçi Kürt kadını tarafından yürütülüyor. Bu sadece bir söylem değildir, Kürt kadının direnişi geçen yıl Haftanin’de de görüldü. Yine son bir kaç aydır Zap, Metina ve Avaşin’de kadınlar kararlı biçimde soykırım ve işgale karşı direniş gösteriyor” dedi.

‘AMAÇLARI DİRENİŞ VE KÜRDİSTAN’IN ONURUYDU’

Batûfa Çekdar, değerlendirmesinin devamında 39. yıldönümü vesilesiyle 14 Temmuz Amed Zindan Direnişi’ni hatırlatarak ’14 Temmuz Ruhu’nun mücadelelerinde hep yaşayacağını vurguladı:

“Temmuz ayındayız, öncelikle zindan direnişçileri şahsında tüm özgürlük mücadelesi şehitlerini anıyoruz. Verdikleri emek ve fedakarlıkları önünde saygıyla eğiliyoruz. 14 Temmuz ruhu mücadelemizde hep yaşayacaktır ve her an mücadelemizde bu ruh yaşıyor. Bu ruh Kürdistan’da diriliş devriminin temelini oluşturdu. Bu diriliş ruhu her alanda ve Kürt yaşamında, özgürlük mücadelesi direnişinde canlı kalıyor ve büyüyor. Bugün de 14 Temmuz ruhu, her caddede her alanda, her gerilla direniş mevziisinde, her Kürt savaşçısının ve yurtseverinin yüreğinde yaşıyor. Yüreğinin özgürlük için attığını söyleyen her kişinin mücadelesinde, her yerde bu ruh yaşıyor ve bu mücadele gün geçtikçe daha da büyüyor. 14 Temmuz ruhu her zaman mücadelemizde yaşıyor ve hep yaşayacak. Bu sebeple büyük onur şehitlerini saygıyla anıyoruz.“

‘SOYKIRIM ZİHNİYETİNİ SÜRDÜRDÜ’

YJA Star komutanlarından Batûfa Çekdar değerlendirmesinin devamında şunları dile getirdi:

“Bugün halklar ve özgürlük hareketimize yönelik devam eden faşizm, Amed Zindanı’nda uygulanan faşizmden farklı değil. Şekil olarak değişmiş olabilir ama söz olarak aynı işgalcilik aynı faşizm ve aynı zihniyettir. Kürt halkı üzerinde uygulanan aynı faşizmdir. Türk devletinin o günden bu yana nasıl bir değişim geçirdiğini sorarsak hiç değişmediğini söyleyebiliriz. İşgalci Türk devleti özgürlük mücadelemize karşı en zayıf dönemini yaşıyor. Bu devlet saldırı pozisyonundadır, çünkü sebepleri var. 14 Temmuz direnişinden bu yana 39 yıl geçti, o günden bu yana mücadele devam ediyor. Zaman geçtikçe bu mücadeleye karşı çaresiz kaldı. Soykırımcı zihniyetten vazgeçmedi. Türkiye’de özgünlük adına bir şey kalmamış. Örneğin yerli ve milli bir söylemden bahsediliyor ancak gerçeklikte böyle bir durum yok. Kendilerini dayayacakları bir öz güçleri yok. Kürtler üzerine uygulanan soykırım gündeme geldiğinde birçok kesim sessiz kalıyor. Bu sessizlik AKP-MHP sistemini meşrulaştırıyor.

TÜRK DEVLETİ KENDİ HUKUKUNU ÇİĞNİYOR

Kürtlere ve özgürlük hareketine karşı uygulanan baskı, saldırı ve operasyonlarla, söz konusu Kürtler olunca herkesin sessiz kalmasını, gözünü kapatmasını istiyorlar. Bu zihniyetin öncülüğünü yapanlar bundan cesaret alıyorlar. Bu biçimde devam ettiriyorlar. Onlar, saldırıların nedeninin bu olduğunu iyi biliyor. Eğer Kuzey-Güney Kürdistan’daki operasyonlarını durdurup, zindanlarda, dışarıda Kürt halkına karşı uygulanan baskıya son verseler, kendi hukukları çerçevesinde hareket etseler, kendi iç gerçeklikleriyle yüzleşeceklerini biliyorlar. Bu karşı ses ve tepkileri ortadan kaldırmak için halka ve gerillaya karşı savaşı hep gündemde tutuyor. Bu süreçte demokratik alana, Kuzey Kürdistan ve Türkiye halkına yönelik saldırı geçmişe oranla daha fazla artmış oranda. Kısacası, Türk devleti kendi hukukunu bile çiğniyor.

‘GERİLLA GERİ ADIM ATMAYACAK’

Kuşkusuz amaçları etkili gerilla eylemlerinin önünü almak. Geçmiş süreçte tüm operasyon, kullandıkları teknik, korucu ve kontralardan alınan desteğe rağmen gerilla direnişinden bir adım bile geri atmadı. Her alanda Kuzey Kürdistan’da gerilla eylemleri oldu. Gerilla Dersim, Botan ve Serhat’ta büyük eylemler yaptı. Gerilla Kuzey Kürdistan alanlarında da bu direnişin öncülüğünü yapacak.

‘GÜNEYİ İŞGAL ETMEK İSTİYORLAR’

23 Nisan saldırılarıyla gerilla sistemini dağıtmak istedikleri, gerilla alanlarını daraltma amacı taşıdıkları ortaya çıktı. Operasyonlar ağır biçimde devam ediyor. Devam eden operasyonun bilançosu Halk Savunma Güçleri tarafından açıklandı. Buradaki direniş Türk devletinin gerçeğini gözler önüne seriyor. Geçen yıllarda da Medya Savunma Alanlarına karşı birçok operasyon gerçekleştirilmişti. 2019-2020 yıllarında Heftanin’e karşı operasyonlar yapıldı. Gerillanın direndiği alanlar Türk devletinin operasyon yaptığı yerler Türk devletinin amacının net bir biçimde gösterdi. Bu operasyonlarda temel amaç Güney Kürdistan’ın işgalidir. İkinci amaç da gerilla sistemine, yıllardır kendini örgütlediği alanlara, uzmanlık kazandığı alanlara darbe vurmak. Kürdistan’a karşı komploculara sırtını dayamalarına rağmen, kendilerine ‘NATO’nun en güçlü ordusuyuz’ deseler de, bu savaş bölgelerinde, gerillanın direniş gösterdiği bu alanlarda gerillaya karşı savaşacak gücü yok. Bu ordu gerilla iradesine karşı duramaz, bize karşı savaşanlar, Suriye’den mülteci adı altında getirilen çetelerden oluşuyor. Türk ordusu bu çete, kontra, korucuları bize karşı savaştırıyor. Para için savaşanlar kuşkusuz Apocu savaşçılara karşı savaşamazlar. Direniş alanları savaş tarihimizde yeni bir süreci başlattı. Savaş sadece Metina, Zap, Avaşin ve Zagros’lardaki savaş tünellerinde yürütülmüyor. Tünellerdeki savaş, savaşın sadece bir yönünü oluşturuyor. Savaşım tarihimizde ilk kez bu kadar uzun bir direniş, böyle uzmanca ve yaratıcı bir biçimde veriliyor.

‘ULUSAL BİR TUTUM GEREKİYOR’

Eleştirilecek bazı konular var fakat işgale karşı tutum sahibi olunmalı. Kürdistan doğasının kırıma karşı yurtsever bir tutum lazım. Bunu Güney Kürdistan halkımız için söylüyoruz. Savaşın devam ettiği bölgeler, Haftanin’den Xakurkê’ye kadar dağlık bölgelerdir. Saddam işgalinden bu yana onlarca kez buradaki köyler boşaltıldı. Daha önceleri de Türk devleti bu bölgelere saldırdı. Güney Kürdistan’a yönelik eskisinden daha ağır bir gerçeklikle yüz yüze. Bu topraklarda onlarca aşiret var. Bu aşiretlerin bir yurtseverlik kültürü var. Kürtlük değerlerine bağlı aşiretlerdir. Zaxo, Metina, Qaşûra, Zendura eteklerindeki Sindiyan, Guliyan, Berwariyan, yine Xakurkê, Zap ve etrafındaki Zêbarî ve Rêkani aşiretleri yurtsever aşiretlerdir. Derin bir yurtseverlik bilinç ve kültürüne sahipler.”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.